İyi Haber!

İyi Haber!

Web-sitemizde gezinirken bu sayfaya tıkladıysan, büyük ihtimalle kalbinde bir arayış var. Belki huzur arıyorsun, belki anlam, belki affedilme… O halde müjde! Hayatın boyunca alabileceğin en sevinçli haberi okumak üzeresin! -Çok iddialı bir giriş oldu değil mi? Ama gerçekten öyle!-

Bu iyi haber, bir terfi, büyük bir ikramiye ya da uzun zamandır görmediğin bir arkadaşından gelen bir mesaj değil. Bu haber, doğrudan Tanrı’dan geliyor…

“Tanrı mı?”

Belki şöyle düşünüyor olabilirsin:

“Ben bu kadar yakarırken bile beni duymayan Tanrı mı?”

“Tanrı var mı ki gerçekten?”

“Tanrı varsa da benimle konuşur mu ki hiç?”

Eğer böyle düşünüyorsan yalnız değilsin. Hayat bazen öyle zor, öyle karanlık anlarla doludur ki, Tanrı varsa bile uzak ve sessizmiş gibi gelir. Onu görmeyiz, duymayız, hissedemeyiz. Hatta bazen şöyle düşünürüz: “Eğer beni yaratan biri varsa, neden böyle bir hayata doğdum?” Belki de hem acıların içerisinden geçerken hem de günlük yaşantımızda Tanrı bize o kadar uzak geliyordur ki bunun sadece bir masal olduğunu düşünmeye başlamışızdır. 

Ama şimdi sana bir şey söylemek istiyoruz:

Tanrı seni tesadüfen yaratmadı.

Hayatın rast gelişler zincirinden ibaret değil.

Sen, Tanrı’nın yüreğinde bir düşünce olarak başladın.

O seni sevgisiyle ve bir ilişki amacıyla yarattı.

Varlığın değerli, anlamlı ve Tanrı’nın seni çağırdığı bir yaşam var.

Bu satırları okuyor olman bile, O’nun seni kendisine çekmekte olduğunun bir işareti…

 

Tanrı’nın Planı: Sevgiyle Başlayan Bir Hikâye

Tanrı, her şeyi iyi olarak yarattı (Yaratılış 1:31). İnsanlığı da kendi benzeyişinde, sevgiyle yarattı. Adem ve Havva, Tanrı’yla yakın bir ilişkide yaşadılar. Tanrı, onlara düşünebilme, hissedebilme ve özgür irade ile karar verebilme yetisi verdi. Çünkü gerçek sevgi, özgür seçimle mümkündür. 

İnsan sadece bir kukla değildi. Tanrı, Adem ve Havva’ya iyiliği ve kötülüğü bilme ağacından yememelerini söyledi. Bu bir sınav değil, bir güven çağrısıydı. Tanrı, onların sevgisine karşılık bekliyor, ama bu sevgiyi zorla almıyordu.

Ne Oldu da Tanrı’dan Uzaklaştık?

Adem ve Havva, Tanrı’nın sözüne güvenmek yerine kendi arzularını izlemeyi seçti. Bu seçim, “günah” olarak adlandırılır: Tanrı’nın iradesine karşı gelmek. Günah, sadece bir davranış değil, yürek durumu ve yöneliştir. Bu karar, insanın doğasını değiştirdi. Adem ve Havva bizim atalarımız olduğu için tüm insanlık olarak artık günahkâr bir doğaya sahip olduk. Atalarımız bize genetik bir hastalık gibi kötü bir miras bırakmış oldular: Ve bizler günah işleme potansiyeli ile doğmaya ve bu potansiyeli hemen kullanmaya başladık.

“Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, Her birimiz kendi yoluna döndü.”

Yeşaya 53:6a

Günah, Tanrı’yla aramıza aşılması imkânsız bir duvar ördü. Çünkü Tanrı kutsaldır ve kutsal olan, günahla bir arada bulunamaz. 

Kendi Kendimizi Aklayabilir miyiz?

Bugün birçok insan daha iyi biri olarak, yardımsever olarak, ibadet ederek ya da sevap biriktirerek Tanrı’ya yaklaşabileceğini düşünüyor. Oysa Kutsal Kitap der ki:

“Doğru kimse yok, tek kişi bile yok.”

İncil: Romalılar 3:10

Tanrı’nın adaletine göre, günahın bedeli ölümdür (Romalılar 6:23). Sadece fiziksel ölüm değil, sonsuz ayrılık demektir bu. İnsan, ne kadar çabalarsa çabalasın, kendi gücüyle Tanrı’yla barışamaz. İşte bu noktada Tanrı’nın planladığı kurtuluş devreye giriyor.

Tanrı’nın Çözümü

Günah hafife alınacak bir şey değildir. Günah, insanı Tanrı’dan ayırır ve bu ayrılığın bedeli ölümdür. Ancak Tanrı, sevgisiyle halkını bu karanlık içinde bırakmadı. Eski zamanlarda halkına bir kurban sistemi verdi. Bu sistemde, masum bir hayvan, günahkârın yerine ölüyordu. Kan dökülmesi, günahın ne kadar ağır ve yıkıcı olduğunu gözler önüne seriyordu.

“Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan dökülmeden bağışlama olmaz.”

İbraniler 9:22

Ancak bu kurbanlar, günahı tamamen ortadan kaldıramıyordu. Sadece gelecek olan asıl kurtuluşu önceden gösteren birer gölgeydiler. Bu sistem, günahın ciddiyetini anlamamız için bir öğretmen gibiydi ve insanları Mesih’e yönlendiriyordu (Galatyalılar 3:24). 

Müjde: Tanrı’nın Kurtarışı Geldi!

Tanrı’nın vaat ettiği Kurtarıcı geldi: İsa Mesih. O, günahsız bir yaşam sürdü. Yeryüzünde Tanrı’nın sevgisini ve gerçeğini beden almış hâliyle gösterdi. İnsanları iyileştirdi, birçok mucize yaptı, günahkârları affetti, dışlananları kucakladı. Ama en büyük işi, çarmıhta bizim yerimize ölmesiydi.

İsa, insanlığın tüm günahını üzerine aldı ve bizim hak ettiğimiz cezayı üstlendi. O, Tanrı’nın vaat ettiği kusursuz kurbandı.

“Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.” 

  1. Korintliler 5:21

Ve O, sadece ölmekle kalmadı… Üçüncü gün dirildi!

Bu, Tanrı’nın kurtuluş planının tamamlandığını gösteren ilahi bir mühürdü. Ölüm yenildi, umut doğdu, yeni bir yaşam yolu açıldı.

Peki İsa Kimdir? 

İsa’nın sadece iyi bir insan ya da peygamber olmadığını anlamak çok önemlidir. O, Tanrı’nın Semavi Oğlu’dur; hatta Kutsal Kitap İsa hakkında şöyle der:

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı… Söz insan olup aramızda yaşadı.”

Yuhanna 1:1,14

Burada “Söz” (Yunanca Logos), doğrudan İsa Mesih’i ifade eder. Bu şu anlama gelir: Tanrı, insan bedenine bürünerek dünyaya geldi.

İsa, görünmeyen Tanrı’nın görünümüdür. O, yalnızca Tanrı hakkında konuşmadı — Tanrı’nın kim olduğunu gösterdi.

“Beni gören, Baba’yı görmüştür.”

Yuhanna 14:9

O, günahları bağışladı, fırtınayı dindirdi, ölüleri diriltti. Bu yetkiler yalnızca Tanrı’ya aittir. Bu yüzden İsa sadece bir yol gösterici değil, bizzat Yol’un kendisidir.

“İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.”

Yuhanna 14:6

İsa olmadan Tanrı’ya yaklaşamayız. Çünkü kurtuluş yalnızca O’nun adıyla mümkündür.

“Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Göğün altında, insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka bir ad da yoktur.”

Elçilerin İşleri 4:12

Bu yüzden dua ederken de, Tanrı’ya yaklaşırken de, güvenimizi O’na dayandırırken de İsa’nın adıyla geliyoruz. Çünkü O sadece bir aracı değil  Tanrı’nın kendisidir.

Lütuf ve İmanla Kurtuluş

Bugün bu kurtuluş haberi sana da sunuluyor. Tanrı senden “daha iyi bir insan olmanı” ya da “önce kendini düzeltmeni” beklemiyor. Kutsal Kitap açıkça söylüyor:

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.”

-Efesliler 2:8-9

Kurtuluş, bir ödül değil; Tanrı’dan gelen bir armağandır.

Sadece İsa Mesih’e güvenerek, O’nun çarmıhta senin için yaptıklarını kabul ederek ve O’na yönelerek Tanrı’yla barışabilirsin. Bu, dini bir sistem değil, yaşayan bir ilişkiyle ilgilidir. Ancak bundan sonra iyileşme ve değişme başlar… 

Tanrı Şimdi Seni Çağırıyor

Eğer yüreğinde bir kıpırtı hissediyorsan, bu satırları okurken bir şeylerin sende yankılandığını düşünüyorsan… Bu tesadüf değil.

Tanrı seni çağırıyor.

Sana sunduğu sevgi dolu, bağışlayıcı, özgürleştirici yaşamı kabul etmen için davet ediyor.

O’na dönebilir, geçmişin ne olursa olsun yeni bir başlangıç yapabilirsin.

“Rab’be yakaran herkes kurtulacak.” 

Romalılar 10:13

 

İsa’yı Hayatına Kabul Etmek İçin Basit Bir Dua

Eğer Tanrı’nın sana sunduğu bu kurtuluşu kabul etmek istiyorsan, içtenlikle şöyle dua edebilirsin:

“Tanrım, seni gerçekten tanımıyor olabilirim ama artık sesini duymak istiyorum.

Günahkâr olduğumu kabul ediyorum ve affına ihtiyacım var.

İnanıyorum ki İsa Mesih benim için öldü ve üçüncü gün dirildi.

Onu yaşamıma Rab ve Kurtarıcı olarak kabul ediyorum.

Hayatımı sana teslim ediyorum. Lütfen beni değiştir, yenile ve senin istediğin gibi bir yaşam sürmemi sağla.

Teşekkür ederim, çünkü beni seviyor ve kabul ediyorsun.

Amin.”

Eğer bu duayı ettiyseniz ya da daha fazla duymak isterseniz lütfen bize yazın: bilgi@kiliseturk.com

Başa dön