Kötülük Sorunu

Giriş: İmanın En Zor Sorusu
Dünyanın her yerinde yaşanan acılar, adaletsizlikler ve kötülükler, insanlığın varoluşundan bu yana akılları kurcalayan bir soruya yol açar: Eğer Tanrı her şeye gücü yeten bir varlıksa, kötülüğü neden yok etmiyor? Eğer O, sevgi ve merhamet doluysa, neden acı çekmemize izin veriyor? Bu, teolojide “Kötülük Sorunu” olarak bilinen ve imanı en çok zorlayan sorulardan biridir.
Bu makalede, bu zor soruyu Hristiyan inancının bakış açısıyla ele alacağız. Kötülüğün kaynağının Tanrı olmadığını ve insanın özgür iradesiyle olan ilişkisini inceleyeceğiz. Ardından, Tanrı’nın kötülüğe neden izin verdiğine dair Kutsal Kitap’tan çıkan bazı teolojik yaklaşımları sunacağız. Amacımız, bu sorunun sadece felsefi bir tartışma değil, aynı zamanda Hristiyanlığın temel müjdesinde, yani İsa Mesih’in çarmıhında ve dirilişinde cevap bulan pratik bir sorun olduğunu göstermektir.


1. Kötülüğün Kaynağı: Tanrı Değil, İnsanın Özgür İradesi
Hristiyan inancına göre Tanrı, kötülüğün kaynağı değildir. Kutsal Kitap, Tanrı’nın her şeyi “çok iyi” olarak yarattığını öğretir. Kötülük, Tanrı’nın orijinal yaratılışının bir parçası değildi. O zaman kötülük nereden geldi? Bu sorunun cevabı, insanın özgür irade armağanında yatmaktadır.


1.1. Yaratılış ve Düşüş
Kutsal Kitap, Tanrı’nın insanı Kendi suretinde, yani düşünebilen, hissedebilen ve seçim yapabilen varlıklar olarak yarattığını anlatır. Tanrı’nın bir robotlar dünyası değil, Kendisi’ni gerçekten seçecek ve Kendisi’yle bir ilişki kuracak özgür varlıkların olduğu bir dünya istemesinin nedeni budur. Gerçek sevgi, özgür bir seçim gerektirir. Tanrı, insanı yarattığı cennet bahçesinde, iyilikle kötülük arasında bir seçim yapma özgürlüğü vermiştir. Ne yazık ki, insanlık bu özgür iradeyi, Tanrı’nın buyruğuna itaat etmek yerine, kendi yolunu seçmek için kullanmıştır. Bu, “Düşüş” olarak bilinen olaydır.


1.2. Özgür İrade ve Günah
Kötülük, Tanrı’nın yarattığı bir “şey” değildir; aksine, iyiliğin olmadığı, Tanrı’nın mükemmel düzeninin bozulduğu durumdur. İnsanın Tanrı’ya itaatsizliği, günahı dünyaya getirmiş ve bu günah, kötülüğün tüm biçimlerinin kaynağı olmuştur. Kötülük, bu nedenle, Tanrı’nın bir eylemi değil, insanın kendi özgür seçimiyle Tanrı’dan ayrılmasının bir sonucudur.
Tanrı, insanın bu kötü kararı alacağını biliyordu, ancak gerçek bir ilişki için gerekli olan özgür iradeyi geri almadı. Bu, Hristiyanlığın kötülük sorunu’na verdiği temel yanıttır: Kötülük var, çünkü Tanrı Kendisi’ni seçecek veya reddedecek özgür varlıklar yaratmıştır ve bu özgürlük, kötülük yapma potansiyelini de içinde barındırır. Tanrı, insanın bu özgür seçimini onurlandırır.

2. Tanrı Kötülüğe Neden İzin Veriyor? Teolojik Yaklaşımlar
Tanrı’nın kötülüğün kaynağı olmadığını anladıktan sonra, bir sonraki doğal soru ortaya çıkar: Eğer Tanrı her şeye gücü yeten bir varlıksa, kötülüğe neden izin veriyor ve onu hemen sona erdirmiyor? Hristiyanlık, bu zor soruya birkaç teolojik yaklaşımla yanıt verir.


2.1. Özgür İradenin Değeri
Tanrı, Kendisi’ni gerçekten seçecek ve O’nunla gerçek bir ilişki kuracak varlıklar yaratmayı arzulamıştır. Gerçek sevgi ve sadakat, ancak özgür bir seçimle mümkün olur. Eğer Tanrı, kötülük yapma olasılığını ortadan kaldırsaydı, bu, aynı zamanda sevme özgürlüğünü de ortadan kaldırırdı. İnsanlar, birer robot gibi sadece iyilik yapmaya programlanmış olurlardı. Hristiyan inancına göre, Tanrı, kötülüğün var olma potansiyelini içeren, ancak gerçek sevgi ve sadakatin de mümkün olduğu bir dünyayı, özgür irade olmadan var olacak bir dünyadan daha değerli görmüştür.


2.2. Karakter Gelişimi ve Olgunlaşma
Kötülük ve acı, doğaları gereği kötü olsa da, Tanrı’nın egemenliği altında daha yüce amaçlara hizmet edebilirler. Kutsal Kitap, acıların ve zorlukların imanlıların karakterini olgunlaştırmak ve onları daha çok Mesih’e benzetmek için kullanılabileceğini öğretir. Elçi Pavlus, Romalılar 5:3-4’te bu gerçeği şöyle açıklar: “Yalnız bununla kalmayalım, sıkıntılarla da övünelim. Çünkü biliriz ki, sıkıntı sabrı, sabır dayanıklılığı, dayanıklılık da umudu üretir.” Çekilen acılar, insanları Tanrı’ya daha yakın olmaya, O’na güvenmeye ve O’nun gücünü deneyimlemeye zorlar. Acının yok olduğu bir dünyada, dayanıklılık, umut ve merhamet gibi değerli karakter özellikleri gelişemezdi.
2.3. Tanrı’nın Nihai Çözümü ve Zamanlaması
Son olarak, Tanrı’nın kötülüğe izin vermesi, O’nun bu sorunu yok saydığı veya bir şey yapmadığı anlamına gelmez. Kutsal Kitap, Tanrı’nın kötülüğü sonsuza dek ortadan kaldıracağı, yeni bir gök ve yeni bir yer yaratacağı bir günün geleceğini vaat eder. Bu nihai çözümden önce O’nun sabırla beklemesinin nedeni, herkesin tövbe etmesi ve kurtuluş fırsatını yakalaması için zamana sahip olmasını istemesidir (2. Petrus 3:9).
Hristiyan inancının kötülük sorunu’na verdiği en derin ve eşsiz yanıt ise, teorik bir açıklama değil, bir kişinin Kendisi’dir: İsa Mesih. Tanrı, kötülüğe uzaktan bakmakla kalmadı, O’nunla bizzat yüzleşmek için insan olarak dünyaya geldi ve en büyük kötülüğe (çarmıha gerilme) maruz kalarak bu sorunu içeriden çözdü. Bu, bir sonraki bölümde ele alacağımız gibi, Hristiyanlığın bu soruya verdiği en güçlü cevaptır.

3. Hristiyanlığın Eşsiz Cevabı: Çarmıh ve Diriliş
Hristiyan inancının Kötülük Sorunu’na verdiği en derin ve eşsiz yanıt, felsefi bir teori veya soyut bir fikir değildir; bu cevap, bir kişinin Kendisi’dir: İsa Mesih. Tanrı, insanlığın günahını ve çektiği acıyı uzaktan izlemekle kalmadı, bu acıya bizzat girmek ve onu kendi üzerine almak için insan olarak dünyaya geldi.


3.1. Tanrı, Kötülüğü Kendi Üzerine Aldı
İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümü, kötülük sorununa dair en çarpıcı ve en somut cevaptır. Çarmıh, sadece fiziksel bir işkence aracı değil, aynı zamanda Tanrı’nın günah ve kötülükle olan hesaplaşmasının nihai simgesidir. İsa Mesih, günahsız olmasına rağmen, tüm insanlığın günahını kendi üzerine aldı ve günahın hak ettiği cezayı çekti. Elçi Pavlus, bu gerçeği şöyle açıklar: “Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.” (2. Korintliler 5:21).
Çarmıhta, Tanrı’nın Kendisi, insanlığın çektiği tüm acıyı ve en büyük kötülüğü, yani günahın bedelini ve Tanrı’dan ayrılığı deneyimledi. Tanrı, Kendisi acı çekerek, insanlığa olan merhametini ve sevgisini gösterdi. Hristiyanlar için bu, Tanrı’nın kötülüğe kayıtsız kalmadığının, aksine onunla bizzat yüzleştiğinin en büyük kanıtıdır.
3.2. Ölüm Üzerindeki Zafer: Nihai Çözüm
İsa’nın çarmıhtaki ölümü, hikayenin sonu değildi. Üç gün sonra ölümden dirilişi, Hristiyan inancının umudunun ve kötülük sorununa nihai çözümünün en güçlü kanıtıdır.
Kötülüğün Mağlup Edilişi: Diriliş, günahın ve ölümün İsa Mesih üzerinde kalıcı bir güce sahip olmadığını gösterir. İsa, ölümü yenerek, kötülüğün nihai olarak mağlup edildiğini kanıtlamıştır.
Nihai Adaletin Vaadi: Diriliş, Tanrı’nın eninde sonunda tüm kötülüğü ve adaletsizliği ortadan kaldıracağı, her acıyı ve gözyaşını sileceği bir günün geleceğinin garantisidir (Vahiy 21:4). İsa, sonsuz bir zafer vaadiyle gelmiştir.
Dolayısıyla, Hristiyanlık, kötülük sorununa sadece “Tanrı’nın bir amacı vardır” gibi soyut bir cevap vermez. Aksine, “Tanrı bu sorunu biliyor, bu sorunu yaşadı ve bu sorunu zaten yendi” der. Bu, acı çeken bir dünyada umutsuzluğa kapılmayan bir imanın temelidir.

4. Sonuç: Acı Karşısında Umut
“Kötülük Sorunu” makalemiz boyunca, imanı en çok zorlayan bu sorunun, Hristiyan inancında cevapsız kalmadığını gördük. Kötülüğün kaynağının Tanrı değil, insanın özgür iradesinin kötüye kullanılması olduğunu ve Tanrı’nın bu duruma izin vermesinin ardında, gerçek sevgi ve olgunlaşma gibi daha yüce amaçların yattığını ele aldık. Ancak, Hristiyanlığın bu soruna verdiği en güçlü ve eşsiz cevap, felsefi bir teori değil, bizzat Tanrı’nın Kendisi’nin kişisel eylemidir.
Tanrı, insanlığın acısını ve çektiği ıstırabı uzaktan izlemekle kalmamış, İsa Mesih’in kişiliğinde Kendisi acıya ve kötülüğe maruz kalmıştır. Çarmıhta, günahın tüm ağırlığını ve acısını kendi üzerine alarak, kötülükle bizzat yüzleşmiştir. İsa’nın dirilişi ise, kötülüğün ve ölümün nihai olarak mağlup edildiğinin bir garantisidir.
Bu nedenle, Hristiyanlık, Kötülük Sorunu’na acı ve umutsuzlukla değil, Mesih’in çarmıhında ve dirilişinde yatan umutla yanıt verir. İnananlar, acı çektiklerinde bile, acılarını anlayan ve onlara eşlik eden bir Tanrı’ya sahip olduklarını bilirler. Bu umut, bir gün tüm kötülüğün sona ereceği ve Tanrı’nın yeni yaratılışında gözlerden tüm yaşları sileceği gerçeğine dayanır.
Eğer bu müjde yüreğinize dokunduysa ve siz de Mesih’i yaşamınıza davet etmek istiyorsanız, basitçe şu duayı tekrarlayabilirsiniz:
“Sevgili İsa, günahkar olduğumu ve Sana ihtiyacım olduğunu kabul ediyorum. Günahlarıma tövbe ediyorum ve seni yaşamıma davet ediyorum. Çarmıhta benim için öldüğüne ve dirildiğine inanıyorum. Lütfen yaşamıma gel, benim Rabbim ve Kurtarıcım ol. Senin adınla dua ediyorum. Amin.”


Eğer bu duayı ettiyseniz ya da daha fazla duymak isterseniz lütfen bize yazın: bilgi@kiliseturk.com

Kaynakça
Kutsal Kitap. (2008). Yeni Yaşam Yayınları.
Kötülük Sorunu Nedir? Got Questions. (https://www.gotquestions.org/Tr/kotuluk-sorunu.html)
Özgür İrade ve Kötülüğün Kaynağı. The Gospel Coalition. (https://www.thegospelcoalition.org/article/the-problem-of-evil-and-the-free-will-defense/)
Acı Çekmek: Hristiyanların Karakterini Geliştirir mi? Christianity Today. (https://www.christianitytoday.com/ct/2012/march-web-only/why-do-christians-suffer.html)
Çarmıh: Kötülük Sorununa Karşı Tanrı’nın Yanıtı. Desiring God. (https://www.desiringgod.org/articles/the-cross-and-the-problem-of-evil)
Kötülük Sorunu. Britannica. (https://www.britannica.com/topic/problem-of-evil)


Kötülük Sorunu
Başa dön